Subscribe News Feed Subscribe Comments

biraz memeli bi yazı olacak ama başka nasıl paylaşsam bilemedim.20 yaşındayım ve marksensipensırdaki kadından sütyen ölçümü daha yeni öğrendim.meğersem ezbere alıyormuşum ve küçük beden alıyormuşum zaten liseden beri diyordum "nöfös dörlöğö vör böndö" diye.hah.bu yüzdenmiş.tam gerizekalıyım.yıllardır sıkıştıra sıkıştıra dolaştırmışım çocukcağızları.ve yıllardır ölçü aldırmaya üşendim.

ayakkabı numaranı yeni öğrenmek gibi bişey bu.hoş gerçi ayakkabı numaram konusunda da şüphelerim var.39 giydiğime inanıp 39 sürekli küçük geldiğinde 40ı bir türlü kabullenemedim.40 fena ya ne bileyim.spor ayakkabılarda rahat buluyorum da o numarayı,böyle sandalet olsun topuklu ayakkabı olsun, malesef 40 yok diyorlar ağızlarını yamulta yamulta satış elemanları.39 u almak zorunda kalıyorum "giydikçe açılır" yalanına inanıp.sinirleniyorum size.40 olacak 40ı kabullenin, nasıl large bedenden bol bol üretilsin diyorsam bu da olsun.iri yapılı kızlara da şans tanınsın artık (iri derken hayvan değilim, prenses fiona hiç değilim) bu ne ayrımcılık?large giyenler de insan onlara da yer verin, giysilerde de "sadece small kaldıı :(:(:(" yapıyorlar ya HAH ÖLÜN TAMAM MI.

şimdi nefes alabiliyorum ya bu süper bişey,geriniyorum falan,derin nefesi rahat alıyorum.lisedeyken nefes alamadım diye pat diye bayılmıştım belki bunun yüzündendi.

geç olsun güç olmasın.


Meraba, ben istanbuldan geri döndüm. Önemli anıları felan buraya aktarayım diyeceğim ama aralarında pek bi seçim yapamadım. Bu bloga adını veren şarkının sahibi olan en sevdiğim gruplardan biri Fischerspooner istanbula teşrif ettiler. Bize de konserine koşarak gitmek düştü. Sahne performansları mükemmeldi. Hatta Casey Spooner "Londra'dan buraya 5 saatlik uykuyla geldim ama bu akşam eğleneceğiz!" türünden bişeyler dedi, enerjileri harikaydı. Emerge şarkısı için izleyiciler arasından birini sahneye çıkarttılar lan o ben olsaydım ya. Çıkar söylerdim.
Neyse, tüm konser boyunca casey'nin bacakları ağda mı değil mi diye merak ediyordum, şansıma konserin sonunda kendisini izleyicilerin üstüne atınca ve biz de onu sahneye geri taşırken farkettim; evet ağdaymış lan. süper olmuş ama ağdacısı hiç kırmadan almış tüyleri şlkdfjg. Casey Spooner'ı taşımak için arkadaşımla girdiğimiz kalabalık yüzünden ketçap, taksitleri bitmemiş güneş gözlüğünü kaybetti, benim de izdiham sırasında kafamdan aşağıya bira döküldü. Olur böyle fedakarlıklar işte keysiğğ diye koştururken. Efes One Love Festival iyiydi güzeldi de, biraz geç başlatsalardı ya konserleri bi bakıyoruz saat 11 olmuş konserler bitmiş. Bi de yazın güneşin altındayız. Seneye daha iyi ayarlarlar umarım.Bakalım.

şimdi ben bu blog satırlarını yazarken istanbulda bi starbucks şubesinde göt yaymaktayım ve bi yandan da blog profilim görünmekte haha,eğer beni tanıyan istanbullu bi blogger gelip görürse beni çok rahat tanır.nokta.eğleniyoz biz yaa.

itinayla konudan konuya atlanılır.

Görünen önümüzdeki hafta tüm ankara, istanbula göç ediyor. Bir de en sevdiklerimle beraber olacağım ya finallerden sonra terapi bombası olacak. İstanbul+gezmece+en sevdiklerim+ daha sonrası güzel bir festival.
Neyse bu yeni aklıma geldi. "aa yola çıkacaktım ben ya!" dedim. Çünkü daha bavul hazırlamam gerek(son gün yaparsın diyenleriniz olabilir ben yapamıyorum onu, birşeyler unutuyorum hoş olmuyor.) bir de finallerin getirdiği bunalımla saçlarımı kestirmek istiyorum. Kahküle geri mi dönsem derken Camenta'yla aramızda şöyle bir diyalog geçti:

Hardal :
OLM KAHKÜLÜN KÖTÜ ÖZELLİKLERİNDEN BAHSET
yoksa kahkül kestircem dayanamıyorum.

Camenta:
yağlanır alnın yağlanır
geçen seneyi hatrla
istanbul fotoğraflarımızı

Hardal:
dimii ıyk şekillenemiyordu

Camenta:
iğrenç dediimizi hatrla

Hardal:
heh evt
bu saça da şekil veremiyorum ama
napiim ?
of.

Camenta:
kahkülden iidr
uzat saçını

Hardal:
arada kahkül damarı tutuyor
eski bağımlılardanım =(

Camenta:
jdajsdsaf
isimsiz kahkülkolikler

Hardal:
8 aydır temizim
rozet verdiler.

Camenta
:D

Hardal:
10 ay falandır
temiziz Ç:
ancak 3 ayda bir toplantılara katılıyoruz

Camenta:
ehuehe
aynen

Hardal:
mesela kulüpten biri, tamamiyle yıllardır kahkülsüz olan temiz biri danışmanın
eğer kahkül kestirceksen o geliyor sana kahkülün zararlarını söylüyor

Gerçekten zor tutuyorum kendimi.

klavye üzerinden ülke kurtarıyoruz <<<--HEDEF 1 MİLYON KİŞİ-->>

Dün sabahtan itibaren gazzeye yardım gemisine israillilerin yaptığı saldırıya tepkiler var, haklı tepkiler. Uluslararası karasularda sivillere saldırı, israilli askerlerin saçmalık ötesi savunmaları "ellerinde meyve bıçağı vardı yieee" türünden. Tamam gerçekten bu saldırının haklı çıkar bir yanı yok ben de dahil herkes, bu olayın ne kadar korkunç olduğunu israillilerin tamamen haksız olduğunu yazdık. Ancak sakız gibi uzatmaya gerek yok. Profillerine hitlerin sözlerini ekleyen mi dersiniz, "hadi şimdi kudüse yola çıksak kuşluk vakti alırız orayı" diyenleri mi görürsünüz daha fazlaları da var. Bilgisayarlarının başında aslan kesilen bu kişiler sanıyorlar mı savaş kolay birşey? Hani böyle bolluk içinde sanki ev ortamıymış gibi olacak, bilgisayar oyunlarındaki gibi hemen düşman kuvvetler vurulacak falan sanıyorlar herhalde. Bu PC başında fps oyunlarını oynamaya benzemez.
Bakalım diğer olaylara, facebookta açılan über-faşist gruplar için ekli olan bir arkadaş davet yolluyor, o kadar provakatif ki şuna benziyor yazanlar bak sen: "gördüğümüz her israilliyi tekmeleyelim!!!!katılmayacaksan vatansever değilsin!!!" yazıyor, of öldük bittik o zaman. vatan hainiyim ben :( yandık ya bak gruba katılmadık.
Ne hale gelindiğine bir bakın, kardeşimin arkadaşları profil resimlerine hitler fotoğraflarını koymuşlar ufacık ortaokul bebeleri daha. Bunlarla yaşıt olmayan koskoca adamlar da aynı boku yemekteler. Halk olarak kafayı yemiş durumdayız, kendini klavye başında kaybedenlere sesleniyorum; doğru düzgün iki kitap okusaydınız (sikko kişisel gelişim kitaplarını demiyorum tabi.bunu kitap yerine koyanlar var.BAŞARI İÇİNİZDE! gibi.) böyle ağzınızdan köpükler saçarak sanal alemde bıkbık faşist söylemler atmazdınız. Hani "aynı seviyeye geliyorsunuz" hesabı.

havaların giderek ısınmaya başladığı,derslerin ve çoğu dizilerin sezonlarının bittiği bir haftadan merebe.
stresliyim yine.yeniden.vize ve final dönemi kendini gösteren bir stres hali; ellerin titremesi, yüzde kaşıntı, kabarıklık (sivilce demiyorum, dermatolog bile açıklayamadı sorunumu bir sonraki adım dr.house a gözükmek. gerçek olsa tanı koyabilirdi. neyse.) geçen hafta gossip girlü izledim ve neye sinirlendim biliyor musunuz? serena ve blair kafa dağıtmak atında çottadanak parise gittiler. lan ben parise gitmek için 6 ay önceden hazırlık yapmıştım. kahrolsun fakirlik. finallerim bitince ben de kafa dağıtma ve konser için ancak istanbula gidebiliyorum işte. benim de olayım bu. hani "arkadaşları topladım romaya gidiyoruz 2 saate yaee" yapamıyorum. ileride belki bi gün olur umarım. 3 ay önceden olabiliyor en fazla "gidiyoruz!" diyince aylarca biriktirdiğim paralarla o iş oluyor. neyse bak uzattım lafı. bu sezon finaline işte 1 haftadır takığım.
bu arada losttan hiç mi hiç bahsetmeyelim. çünkü daha 6.sezonu izlemedim. yaz tatilinde tüm sezonu 2 günde bitirmek daha tatlı bence.
en yakın dostumun bana dediği gibi: "bu hafta ve haftaya hava bok gibi olsun da insanlar dışarı çıkamasın, buluşmalar olmasın biz de kırıp dizimizi ders çalışalım." en çok bunu istiyorum. bugün hava kapadı, bi yağmur yağdı dünyalar benim oldu. bir süreliğine böyleyim yolda mosmor yanaklarını kaşıyan bir kız görürseniz o benim. stresten sinirden onlar. 8 final üst üste gelince insan, beynini kafasından çıkarıp kemiresi geliyor. ankaraya gelecek arkadaşlarıma da havadan bahsederken bayağı bi küfrediyorum hava için: "anla işte yaee en nefret ettiğim hava biçimi böyle genellikle kapalı allah belasını versin o havanın,bulutu sikeyim..." öyle sözler sıraladım ki hava durumu için, zor sustum. şimdilik benim yararıma gerçi kötü devam etsin de dışarı çıkamayım. ben sınav zamanı dışarı çıkınca annemlere "hava güzel akşama dönerim" dediğimde annem veya babam -ilk kim duyduysa dışarı çıktığımı- "beni bu güzel havalar mahvetti.." diye başlıyorlar orhan veli'nin şiirini okumaya.
hadi bakalım finaller bitene kadar ortalarda pek yokum.akıl sağlığımı yitirmeden ders çalışıyor olacağım.au revoir.

doktorumun arayıp tahlil sonuçlarımı bildirmesiyle benim olduğum yerde oynamam (otobüs durağı) bir oldu. artık o sikimsonik ilaçlardan almayacağım, kan şekerim normale dönmüş. eve dönerken hemen koştum markete kola aldım. hiç uslanmayacağım biliyorum ama kutlama amacıyla işte kehkeh. hayat güzel, iyi hoş. kalan ilaçları çöpe attım oh.mis.
 
You're my disco,playing on the radio. | TNB